Bugun...



BİLEKLİK


facebook-paylas
Güncelleme: 11-03-2021 22:21:56 Tarih: 08-03-2021 22:29

BİLEKLİK

       BİLEKLİK

O gün sabah dersim 7-A sınıfınaydı. Akşamdan hazırladığım ders sunularını flash belleğime atıp okula gittim. Öğretmenler odasına girmeden hemen sınıfa gitmek istedim. İçimden bir ses böyle yapmamı söylüyordu. İkinci katın merdivenlerini adımlayıp üçüncü kata yönelince ortalığa kasıp kavuran bir ses çalındı kulağıma.  Öğretmenler zili çalmadığı için böyle gürültülerin gelmesi normaldi.

Ama koridora yaklaşınca sesler daha da artmıştı. Bu hiç hayra alamet değildi.  Bir hışımla sınıfa girdim. Öfkemi kontrol etmeye çalışarak ne olduğunu anlamaya çalıştım. Herkes bir anda olan biteni anlatmaya koyulmuş, sabah sabah cinlerim tepeme çıkmıştı. Daha fazla dayanamadım.

-Yeter, diye avazım çıktığı kadar bağırdım. Sesim gür olduğu için çıkan ses işe yaramış herkes bir anda suspus olmuştu. Merak ve endişe içinde bana bakan gözler şimdi ne yapacağımı merak ediyordu. Az önceki bağıran ben değilmişim gibi sakin ama sert bir tonda öğrencilere:

-Biri bana burada ne olduğunu anlatacak mı, diye sordum.

Sınıf başkanı Cansu elini kaldırarak: ‘’Öğretmenim dilerseniz ben anlatayım. Arkadaşımız Gözde bilekliğini kaybetmiş. Önce gelip Derya’yı suçladı. Sonra da hırsızsınız siz diye bize bağırmaya başladı. Derya da sinirlenip Gözde’yi hırpalamaya başladı.’’dedi.

Bir solukta olayı özetleyen Cansu’ya doğrusu hayran kalmıştım. Demek ki insanlar, dertlerini pekala konuşarak anlatabiliyorlar diye düşündüm. Bu oldukça hassas bir konuydu. Ortada gerçekten ciddi bir suçlama vardı. Bunu kimseyi kırmadan öğrenmem gerekiyordu. Her ikisini de güzelce dinledikten sonra ‘’Sizinle daha sonra tekrar konuşacağım.’’ deyip hiçbir şey olmamış gibi derse başladım. Bunu yapmamdaki sebep her iki öğrenciyle de ayrı ayrı konuşmak istememdi.

Teneffüs olunca önce Gözde’yle sonra Derya’ya konuştum. Derya almadığına dair yemin billah ediyordu. Gözde önce eminim o aldı demiş, sonra almış olabilir diye yarım ağızla konuşuyordu. Derya’yı yakından tanıyordum. Onun böyle bir şey yapamayacağından emindim ama yine sorunu çözmeden kesin hüküm vermek istemiyordum.

Çocuklarla konuştuktan sonra okul rehber öğretmenimiz Nurgül Hanım’a konuyu açtım. Sağ olsun bana yardımcı oldu. Ders zili çalınca birlikte sınıfta arama yapmayı ve çocuklarla konuşmayı teklif etti. Kabul ettim. Daha önce buna benzer bir olay yaşamış, neticeye ulaşmıştım. Zil çalınca birlikte sınıfa gelip arama yapacağımızı, herkesin sıranın kenarında beklemesini istedim. İki koldan kısa sürede çantaların içine baktık. Öğrencileri ve sıraların altlarını da aradık ama bileklik namına bir şey bulamadık. Mecburen aramayı sonlandırıp konuyu kapattım. Çocuklara son bir açıklama yapmadan önce beklediğim bir telefon geldi. Çocuklara:

-Önemli bir telefon geldi, açmam gerekiyor, deyip dışarı çıktım. Gelen telefon ilk dersin sonunda aradığım Gözde’nin annesiydi. Okula geldiğini ve önemli bir konu hakkında görüşmek istediğini bildiriyordu. Ders bitmek üzereydi. Sınıfa gidip öğrencilerden bugün işleyeceğimiz metni okumalarını varsa anlamını bilmedikleri kelimeleri sözlüklerden bulmalarını istedim. Gidip gelmemden çocuklar bir şeyler sezmiş olmalılar ki:

-Öğretmenim! Bileklik bulundu mu yoksa? Şimdi ne olacak?, gibi soruları bana yöneltiyorlardı. Onlara bir açıklama yapmadan geçiştirdim. Çünkü işin doğrusunu ben de tam olarak bilmiyordum. Gözde’nin annesiyle konuştuğum zaman bilekliğin onda olduğunu, kızının onu bugün hiç okula getirmediğini söyledi. İşin doğrusu Gözde bir hata yapmıştı. Geçinemediği arkadaşını hatta arkadaşlarını suçlamaktan geri kalmamıştı. Hoş bir davranış değildi bu.

Gözde’yi yanıma çağırttım. Annesini benim yanımda görünce biraz şaşırmıştı. Onu kırmadan bilekliğin annesinde olduğunu söyledim. Onu suçlamak istemiyordum. Ama yaptığının yanlış olduğunu öğretmek istiyordum. Bunu yaptığım için bana, özellikle annesine kızmış, yüzü ağlamaklı bir hal almıştı. Daha sonra konuşmalarım onu etkilemiş olacak ki, özür dilemeye başladı. O an annesiyle göz göze gelmemek için elinden geleni yapıyordu.

Kısa bir konuşmanın sonunda olayı tatlıya bağlamıştım. Doğrudan suçladığı Derya’dan, annesinden ve benden özür dilemişti. Benden bir de ricası vardı.

-Öğretmenim, bu konu lütfen aramızda kalsın. Olmaz mı?

-Arkadaşlarından özür dile. Bu bahsi bir daha açmamak üzere kapatalım, dedim.

Arkadaşlarının belki detayı bilmesine gerek yoktu ama bir yanlışlık yaptığını bilmelerine gerek vardı. Bana hak verdi. Derya’ya kimseye bir şey dememesi için uyardım. Sonra kızları sınıfa gönderdim. Annesine kızının duygusal dalgalanmalarının olduğu bir dönemden geçtiğini, bu yüzden çok üstüne gitmemesi konusunda uyardım. Onu yolcu ettikten sonra ben de sınıfa gittim. Beklenen açıklamayı daha fazla bekletmeden yaptım:

-Arkadaşlar, küçük bir yanlışlık olmuş. Bilekliği bulduk. Gözde arkadaşımız kendisi için kıymetli olan bilekliği koyduğu yeri bilememiş. O da kaybetmenin korkusuyla istemeden de olsa Gözde’yi ve sizleri suçlamış. Ama bunun için çok pişman, diye izah ettim. Sonrasında Gözde:

-Öğretmenim öncelikle Derya’dan, sonra tüm arkadaşlarımdan özür dilerim, dedi. Yüz ifadesinden ne kadar mahcup olduğu anlaşılıyordu.

Derya: Öğretmenim size çok teşekkür ederim, bana inandınız. Ben başka bir şey istemem. Gözde’nin yaptığı yanlışını ben affediyorum. Çünkü kimseyle küs kalmak istemem, demiş ve ne kadar olgun bir çocuk olduğunu göstermişti.

-Gösterdiği bu örnek davranıştan ötürü kendisine teşekkür ettim. Çocuklara dönerek bu konunun bir daha bahsi açılmamak üzere kapanmasını istedim. Hatta onlardan bu konuda söz aldım. Çünkü bazı hataların tekrar tekrar gün yüzüne çıkarılması hiç hoş olmazdı. Bundan fazlasıyla emindim.

Bu isteğime hemen hemen bütün öğrencilerim olumlu karşılamış bana güven vermişlerdi. Onların sözüne güvenirdim. Beni üzmeyeceklerini bilirdim. Olayı kimseyi kırmadan tatlıya bağladığım için çok mutluydum. Bu ve bunun gibi olaylar her zaman olmaya devam edecekti belki ama Gözde için bu olayın bir dönüm noktası olacağından emindim. Çünkü bir insan utancından başını yere eğdiyse bir kere aynı üzücü olayı kolay kolay yaşamak istemeyecektir. Bunun için elinden gelen gayreti göstermekte tereddüt etmez

Nasıl bu kadar emin olabiliyordum bilmiyorum ama içimden güvenmek geçiyordu sadece. Sonra hep böyle olmasını temenni ettim hep. Çünkü herkes hata yapabilirdi bu hayatta ama önemli olan hata yapmak değil, aynı hatayı tekrarlamamaktı. Buna da bir bileklik vesile olacaktı.

NECATİ DİLEK

Okurumben




Bu haber 318 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Editör Köşesi Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

''ndhaber.com'' haber sitesini nasıl buldunuz?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI